Lohusalık

Woman having massage of body in the spa salon. Beauty treatment concept.

EVE NE ZAMAN DÖNEBİLİRSİNİZ?
Bu konunun uygulaması yeni ve tartışmaya açıktır ve elimizde kesin bir cevap da yoktur. Kesin olan şey eve ne zaman gidileceği kararının duruma göre değişiklik gösterdiğidir. Bebek beklenen doğum tarihinde doğduysa, uygun kilodaysa, iyi besleniyorsa, anababa iyi bir bakım uygulayabilecekse bebek doğumdan 2 veya 3 gün sonra hekim tarafından kontrol edilebilecekse, hastaneden erken çıkışı güvenilirdir. Bu güvenli şartlar sağlanamıyorsa veya başka bir nedenle erken taburcu olma konusunda kuşkunuz varsa bebeğin hekimi ile konuşun.


PERİNE BÖLGESİNDE AĞRI
Üç kilo yüz gramlık bir bebeğin perineden hiçbir hasara yol açmadan geçmesini bekleyemeyiz. Bebeğin doğumu sırasında perinenin bütünlüğü korunmuş olsa da bu bölge gerilmiş, berelenmiş ve genellikle travmaya uğramıştır. Tüm bunların sonucunda yaşanan hafif veya yoğun rahatsızlık duygusu normaldir.
Bütün doğal doğumlarda yaşanan bir durum olan perinenin acıması, eğer bu bölge yırtıldı veya cerrahi olarak kesildiyse daha da artmaktadır. Bütün taze yaralar gibi epizyotominin veya yırtığın iyileşmesi de zaman alır. Bu genellikle 7-10 gün arasında değişir. Bu dönemde yaşanan tek başına bir ağrı yaranın mikrop kaptığına dair bir belirti değildir.
Bakımı iyi yapılmazsa perine mikrop kapabilir. Hastanedeyken hemşire günde az bir kez perinenizi mikrop kapma açısından kontrol edecektir. Ayrıca loğusalık döneminizde perine bakımı ve hijyeni açısından da size bilgi verecektir. Böylece hem tamir edilen bölge, hem de genital bölge enfeksiyondan korunmaktadır. Bu yüzden epizyotomisi, yırtığı olmayan loğusaların da aynı önlemleri alması gerekmektedir.
Perinenin on günlük bakım planı:
Hijyenik bağınızı en az 4-6 saatte bir değiştirin. Öne veya arkaya kaymasını önleyin.
Bağınızı önden arkaya doğru değiştirin; böylece kalın bağırsaklardan gelebilecek mikroplardan kaynaklanacak enfeksiyonu önleyebilirsiniz.
Dışkılama ya da idrar boşaltımından sonra perine üzerini ılık su (veya hekiminizin önerdiği antiseptik bir solüsyon) ile temizleyin. Gaz bezi, tuvalet kağıdı, hastanelerdeki hijyenik bezle yine önden arkaya doğru kurulayın.
Perine bölgesindeki yara tamamen iyileşmeden elinizi bu bölgeye sürmeyin.
Eğer bir yırtığınız oldu ve bu tamir edildiyse rahatsızlığınız daha da fazla olacaktır. Doğum yapan anneler aşağıdaki önerileri uygulayarak rahatladıklarını bildirmişlerdir.
Ilık oturma banyoları, sıcak kompresler veya ısı lambası kullanma.
Yara bölgesine üstüne soğuk alkol dökülmüş steril bir gazlı bez veya içine buz parçaları konmuş ameliyat eldiveni uygulayın.
Krem veya sprey şeklindeki yerel anestezikler ya da hekiminiz tarafından önerilmiş hafif ağrıkesicileri kullanabilirsiniz.
Yaralı olan bölgenin gerilmemesi için uzun zaman ayakta kalmayın veya oturmayın. Bir tarafınıza yatmak veya şişirilmiş yastığın oturmak ağrının azalması ve yaralı yerin korunması için yararlı olabilir.
Kegel alıştırmalarının doğumdan sonra mümkün olduğunca sık yapılması kan dolaşımını hızlandırarak hem yaranın çabuk iyileşmesine hem de kas gerginliğinin gevşemesine yardımcı olur. Bu alıştırmaları yaparken bu bölgenin duyarsızlığından dolayı kendinizi alıştırma yapıyormuş gibi hissetmeyebilirsiniz; telaşlanmayın. Doğumdan birkaç hafta sonra duyarsızlık ortadan kalkacaktır.
DOĞUM SONRASI RAHİM AĞRILARI
Özellikle bebeği emzirirken oluşan kramp benzeri ağrılar muhtemelen doğumdan sonra rahmin, leğen kemiği bölgesindeki yerine inmesini sağlayan kasılmalardan kaynaklanmaktadır. Daha önceki doğumlara veya karın duvarının aşırı esnemesine (ikiz bebelerde olduğu gibi ) bağlı olarak rahim kasları gevşemiş olan kadınlarda bu kasılmalar daha yoğun olarak hissedilir. Doğumdan sonra yaşanan bu ağrılar emzirme sırasında oksitosin hormonu salgılanmasına bağlı olarak daha da belirginleşir. Hafif ağrıkesiciler kullanılabilir, ancak bu ağrı doğal yoldan 4-7 gün arasında geçecektir. Eğer ağrıkesici ilaç ağrıyı hafifletmiyorsa ya da ağrı bir haftadan uzun sürüyorsa başka bir loğusalık sorunu olasılığına karşı hekiminize danışın.
DOĞUM SONRASI KANAMA
Rahminizden gelen kan, mukus ve dokudan oluşan akıntı loşia olarak bilinir ve loğusalığın ilk üç günü adet kanaması kadar veya daha fazla bir miktarda kanama olur. Loşianın miktarı genellikle fazladır; azalmaya başlayana dek miktarı toplam olarak yaklaşık iki bardaktır. İlk günler yataktan ani kalkmaktan dolayı birdenbire yoğun bir şekilde akar. Ancak bu kaygılanacak bir durum değildir. Loğusalığın ilk günlerinde loşianın içeriği kan ve kan pıhtılarından oluşur bu yüzden renginin ilk iki-üç gün kırmızı olması doğaldır. Daha sonra yoğunluğu azalır, rengi pembeye, kahverengiye ve daha sonraki haftalarda sarımsı beyaza döner. Bu dönemde tampon kullanılmamalıdır. Bu altı haftaya kadar uzayabilen akıntı döneminde hijyenik bağların kullanılması sağlıklıdır.
Bazı hekimlerin düzenli olarak verdikleri oksitosin hormonunun ve emzirmenin rahim kasılmalarını kolaylaştırması hem rahmin eski boyutuna dönmesine yardımcı olmakta, hem de loşianın miktarını azaltmaktadır. Rahmin kasılması plasentanın rahimden ayrılan yerindeki kan damarlarının daralmasını sağlayarak kanamayı önlemektedir. Rahim çok gevşekse ve kasılmıyorsa aşırı kanama olur. Hastanedeyken loğusalık kanamasının belirtileri olursa hemen hemşireye haber verin. Bu belirtiler evde olursa hekiminizi arayın; eğer hekiminize ulaşamadıysanız doğum yaptığınız hastane ile bağlantı kurun.
EMZİRME
Bebeklerin açlığı söz konusu olduğunda ambalajın hiç önemi yoktur. Memelerin yuvarlak olması gerekmez, meme başı da her şekilde olabilir küçük ve yassı, büyük ve sivri, hatta içe dönük. Meme ve meme ucunun her kombinasyonu süt üretme kapasitesine sahiptir; nitelik ve niceliğin dış görünümle hiçbir ilgisi yoktur. Ne yazık ki, ne türden memelerin bebeği daha iyi doyuracağı yolundaki safsatalar nedeniyle çok sayıda kadın gereksiz yere emzirmeye cesaret edemiyor.
Cinsel uyarılmayla dikleşmeyen içe dönük meme uçları için genellikle doğumdan öce özel hazırlık gerekir. Birçok gebe mağazasında bulunan meme kabukları, içe dönük memeleri dışarı çekmek için yumuşak bir çekim uygular ve en iyi yol budur. Başlangıçta bunlar sabah ve akşam kısa süreler takılmalıdırlar; süre giderek tüm güne uzatılabilir. Günde birkaç kez uygulanan meme pompası da içedönük meme başlarını düzeltebilir; ancak kasılmaları uyarıyorsa, ya da erken doğum riskiniz yüksekse pompa kullanmayın.
Bazı uzmanlar emzirmeyi isteyen kadınların sekizinci aydan itibaren her gün meme ucundan az miktarda ağız (kolostrum) çekmelerini (her kadın bunu yapamaz) ve meme uçlarını sertleştirmek için işaret parmağıyla başparmak arasında yuvarlamalarını ya da çekmelerini öneriyorlar. Bazıları ise emzirmenin meme ucu için çok doğal olduğunu, hazırlık gerektirmediğini söylüyor.
EMZİRME
ANNE SÜTÜ VE ÖNEMİ
Yeni doğan bebek için en ideal besin anne sütüdür. Çocuğun anne sütü ile beslenmesinin sayısız yararları vardır. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa zamanda artacaktır.
Anne Sütünün Özellikleri:
Anne sütü tek başına ilk 4-6 ayda D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını karşılar. İnek sütüne ve hazır mamalara göre sindirimi çok daha kolaydır. Çünkü anne sütü bebekte bulunmayan ve sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir. Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli minerallerin (çinko, demir) emilimini kolaylaştırır. Anne sütünde bebeğin büyümesinde çok önemli olan madde (linoleik asit) inek sütünden 8 kat daha fazladır. Protein ve mineral miktarı inek sütüne göre daha azdır. Ancak anne sütündeki bu miktar, bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Ayrıca fazla protein ve mineralin idrarla atılması gerekmediği için, anne sütü ile beslenen bebeklerde, böbreğin yükü hafifler. Anne sütündeki antikorlar bebeği mikroplu hastalıklara karşı korur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler ishal, öksürük, nezle ve diğer sık görülen bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanır. Anne sütünün içerdiği yağ miktarı emme süresine bağlı olarak değişir. Öğünün sonunda gelen sütün yağ miktarı daha fazladır ve bebekte tokluk hissine yol açar. Bu durum bebeğin şişman olmasını önler. Böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek ateroskleroz (damar hastalıkları) ve şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklardan bebeği korur. Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama yada inek sütüne oranla daha yüksektir. Ancak bu yüksek kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerini geliştirir. Böylece ileri yaşlarda ateroskleroza yol açan yağların birikimini önlemek açısından çok önemlidir. Anne sütündeki laktoz miktarı çok yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini arttırır. Bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar. Vitamin özellikle A ve C vitaminleri inek sütüne oranla daha yüksektir. Anne sütü her zaman temiz ve hazır bir besindir. Hazırlama ısıtma gibi zorlukları yoktur. Yapay beslenen bebeklerde görülen süt allerjisi anne sütü ile beslenen bebeklerde görülmez. Çünkü inek sütünde bulunan allerjen proteinler anne sütünde yoktur. Pişikler anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür. Süt salgılama süreci uterus kontraksiyonuna yol açar. Bu nedenle doğumdan sonra anne emzirmeye ne kadar erken başlarsa uterus o kadar kısa sürede küçülür ve normal haline döner. Bebeğini kendi sütü ile besleme anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirerek bebeğin duygusal doyumunu sağlar.Erken (preterm) doğum yapan annelerin süt bileşimi miyadında doğum yapanlardan farklıdır. Daha fazla protein ve tuz içerir. Bu farklılık preterm bebeğin ihtiyacını karşılamaya uygundur.
EMZİRME
İlk 4- 6 ay süresince sağlıklı bir annenin sütü bebeğin beslenmesinde tek başına yeterlidir. Anne sütü doğumdan sonra plasentanın görevini devralarak 6. aya kadar, bebeğin ihtiyaç duyduğu tüm gıdaları miktarları ve biyolojik yararlılıkları en uygun olacak şekilde içerir, enfeksiyonlardan korur ve optimal şekilde büyümesini sağlar. Bu dönemde su dahil hiç bir ek gıda verilmesine gerek yoktur.
EMZİRMENİN ETKİLİ BİR ŞEKİLDE BAŞLAMASI VE SÜRDÜRÜLMESİ İÇİN DOĞUMDAN SONRA NELER YAPILMALIDIR?
Bebek doğumdan hemen sonra çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konulmalı ve arama refleksi başlar başlamaz ilk emzirme sağlanmalıdır, Bebeğe tıbbi endikasyonlar (gereklilikler) dışında emzirme öncesi hiç bir besin verilmeden ilk olarak kolostrumu emmesi sağlanmalıdır, Bebek gece ya da gündüz her istediğinde ve istedği sürece emzirilmelidir. Anne ile bebek aynı odada kalmalıdırlar.
Emzirilen bebeğe ilk 4-6 ay su dahil başka hiç bir gıdanın verilmemelidir. Bebekte emme refleksinin en kuvvetli olduğu an doğumdan sonraki 20-30 dakikadır. Bebek bu sürede emzirilmezse emme refleksi geçici olarak zayıflar ve bu zayıflama 1-1.5 gün devam eder. Bu nedenle bebeğin doğduktan sonra ilk yarım saatte anne memesine konulması çok önemlidir.
BEBEĞİN EMZİRİLMESİ
Emzirmenin anne için yararları : Ucuzdur,hazırlama sorunu gerektirmez. Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır. Gebelikten koruyucu etkisi vardır. Annenin sağlığını korur. Göğüs kanseri Over kanseri Osteoporozis Anemi Uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur,anneyi aşırı kan kaybından korur)
Bebek için yararları Her zaman sterildir, ısı derecesi idealdir. Besin öğesi bileşimi bebeğin gereksinmelerine uygundur. Koruyucu etmenleri içerir. Sindirime yardımcı aktif enzimler (yağ sindirimi için lipaz) Enfeksiyonu önleyen İg’ler (İgA,İgG ve İgM) Hormonlar ve büyüme faktörleri Solunum yolu ve gastrointestinal enfeksiyonları daha az görülür. Orta kulak iltihabı riskini azaltır. Çene ve diş gelişiminde rolü vardır. Bazı kronik hastalıkların oluşma riskini azaltır (tip 1 diyabet,çölyak hastalığı gibi) Allerjiye karşı koruyucudur ve bebeği pişikten korur. Bebeğin ruhsal,bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Dikkat azlığı sendromu,ilgisizlik gibi olgularda anne sütü alımı önem kazanmaktadır. Anne sütü alan bebekler daha az ağlarlar
Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir bağ sağlar. Emzirme bebeğin duygusal gereksinimlerini karşılar. Anne sütü türe özgü bir salgıdır ve başka hiçbir besin maddesi anne sütünün bebeğe sağladığı yararları sağlayamaz. Emzirmemek annede meme kanseri riskini arttırır. Yapılan çalışmalarda emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı saptanmıştır. En az 24 ay emzirenlerde bu azalma %25 olmaktadır. Emzirmeye genç yaşlarda başlayanlarda bu azalma daha fazla olmaktadır. Bebekliklerinde anne sütü yerine mama ile beslenen kız çocukların ileriki yaşamlarında meme kanserine yakalanma riski anne sütü alanlara göre %25 artmaktadır. Yapılan araştırmalarda bebekliklerinde anne sütü ile beslenen gençlerin mama ile beslenenlere göre zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu ve okulda daha çok başarı gösterdikleri saptanmıştır. Anne sütünün sindirilmesi daha kolaydır. Bebekler annelerinin sütünü diğer memeli hayvanların sütüne göre daha rahat sindirebilirler. Bunun muhtemel nedeni anne sütünün içerdiği türe özgü bir enzimdir. İnek sütünde daha fazla protein olmasına karşın sindirimi daha zordur ve bebekler bütün bu proteinleri kullanamazlar. Emzirme doğum sonrası annenin rahminin küçülmesini kolaylaştırır. Emzirmeyen annelerin rahimleri doğum öncesindeki boyutlarına asla dönemez. Her zaman eskisinden biraz daha büyük kalır. Bebeğin emme hareketi kanda süt üretici hormonların serbest dolaşımını sağlar. Bu da, süt bezlerinin faaliyetlerini canlandırmanın yanı sıra rahmin de normal haline dönmesini hızlandırır. Anne sütü bebek için doğal bir sakinleştiricidir. Anne sütünün içerdiği bazı kimyasal maddeler bebeğin daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olur. Sinirli bebekler daha kolay sakinleşir. Anne sütü ile beslenen bebekler daha az doktora gider. Anne sütü ile beslenen bebekler genel olarak daha sağlıklı oldukları için daha az doktora gitme gereksinimi görülür. Anne sütü ağrı kesicidir. Anne sütü içerisinde bulunan endorfinler bebek için doğal bir ağrı kesici vazifesi görür. Anne sütü her zaman temizdir. Emzirme bebeğin diş sağlığı için yararlıdır. Memeden emmek, biberondan emmeye göre bebeğin diş ve çene gelişimi için daha uygundur. Memeden emerken biberona göre 60 kat fazla enerji harcayan bebeğin çene kasları daha kuvvetli olur. Düzgün gelişen bir çenede çıkan dişler daha düzgün ve sağlıklı olur.
ETKİLİ EMZİRME NASIL OLMALIDIR ?
Bebeğin gövdesi anneye dönük ,başı dik, memeye yakın ve çenesi memeye değecek şekilde tutulur.
Bebeğin ağzı, dudakları dışa dönük olduğu halde genişçe açılmış ve meme başı ile beraber aerolanın bir kısmını da kavramıştır. Meme başı ile birlikte ağıza alınan aerola ve meme dokusu damağa doğru uzunca bir emzik oluşturmuştur. Bebeğin dili önde alttan meme başını sarmalıyor şekildedir.
Bebeğin emme hareketi yavaş ve derindir. Sütü yuttuğu duyulabilir Bebek rahat ve huzurlu görünür.
Anne meme başında ağrı hissetmez Emzirme pozisyonu uygun olan bir bebek istediği süre ve sıklıkta emmelidir. Yeterli miktarda emen bir bebek anne memesini kendiliğinden ya da uyuyarak bırakır.
Anne memesinden emme ile biberondan emmenin tekniği birbirinden oldukça farklıdır. Biberonla emen bebeğin dili, anne memesini emerken olduğu gibi öne alt çene gingivasına kadar uzanmaz, aksine geriye itilmiş durumdadır. Biberon emziği yeterince uzun olduğu için ,bebeğin onu çekip uzatarak emzik şekline sokmasına gerek yoktur. Biberondan emmeye alışan bebek anne memesini almakta güçlük çeker. Bu nedenle anne sütü alan bir bebeği biberonla beslemekten kaçınılmalıdır
Doğru Emzirme Pozisyonu
Memeye iyi yerleşmiş ve etkili emen bir bebek; Memeyi iyice kavramış, ağzı geniş ve iyice açıktır. Dilini öne doğru uzattığı için alt dudağı dışa dönüktür. Çenesi anne memesine değer. Yanakları yuvarlak ve dolgundur. Meme başı ve etrafındaki koyu renkli meme dokusunun büyük bir kısmı bebeğin ağzı içindedir.Memeye iyi yerleşmemiş bir bebek; Meme başını emmeye çalışır. Süt kanallarına ulaşamadığı için sütü sağamaz ve alamaz. Dıştan bakıldığında bu bebeğin ağzı geniş açık değildir, yanakları içe çökük, alt dudağı içe dönük, dudaklarını ileriye uzatmıştır. Çenesi anne memesine değmez ve memenin koyu renkli kısmının tümü dışarıda kalmıştır.
DİKKAT!
Gebelik sırasında memenize masaj yaparak emzirmeye hazır duruma getiriniz.
Sık sık emzirme, arzuyla emzirme, meme bezlerini uyararak süt yapımını artırır.
Her annenin sütü yarayışlıdır. ‘Anamın ak sütü kadar helaldir’ demiyor muyuz?
İlk birkaç gün anne sütü gelmiyor diye hemen mama biberonunu bebeğe vermeyiniz.
Bebeği emzirirken dik tutunuz, yatar durumda emzirmeyiniz.
Bebeği her ağladığında emziriniz.
İlk 4-6 aylık dönemde anne sütü yeterli olduğu sürece D vitamini dışında bebeğe hiç bir şey vermeyiniz. Vereceğiniz her şey anne sütünün faydalarını azaltır.
Yaşamının ilk 4-6 ayı bebeğin zihinsel ve bedensel sağlıklı olması için çok önemlidir. Annenin huzurlu, dinlenmiş olmasına ve iyi beslenerek bebeğini emzirmesine özen gösteriniz.
Emziklikte beslenmeye dikkat ederseniz, süt iyi gelir, bebek sağlıklı büyür.
Emziklikte meme temizliğine önem verirseniz, bebeğinizi sağlıklı büyütürsünüz.
Süt veren anne yorgun ve üzüntülü olmasın ki sütü iyi gelsin.
Emzirdiğiniz sürece kilo vermeye çalışmayın. Başarılı emzirme ile 6 ayda normal kilonuza inebilirsiniz. İnemezseniz bebeğiniz altı aylık olsun, diğer besinleri almaya başladıktan sonra uygun diyetle fazla kilonuzu atarsınız.
Unutulmamalıdır ki:
Anne sütü ve emzirmenin anneye ve çocuğa olan sayısız yararları, emzirmenin en doğru ve uygun şekilde nasıl yapılacağı ve sürdürüleceği konusunda bilgilendirilmek ve emzirme sırasında destek almak,Her annenin hakkıdır. Yaşama sağlıklı bir başlangıç yapmak yani doğanın kendilerine armağan ettiği en kıymetli besin olan anne sütü ile beslenmek her çocuğun hakkıdır.
MEMELERDE ŞİŞME VE AĞRI
Ağrılı, hassas, granit kadar sert egzotik bir dansözün memeleri boyutundaki memeler tüm emzirme döneminde annelerin karşısına çıkacak bir durum olsaydı; hemen hemen bütün bebekler doğumlarından iki hafta geçmeden sütten kesilmiş olurlardı. Süttün gelmesinin yol açtığı memelerde şişme, annenin ızdırabı ve meme başlarının büyüklüğü bebeğin emmesini güçleştireceğinden bakım gerektirebilir. İlk besleme ilk 24-36 saat içinde başlamazsa durum şiddetlenebilir.Neyse ki şişme ve onun getirdiği zorlama, iyi düzenlenmiş bir süt verme düzeniyle azalır. Meme başlarındaki ağrı 20. emzirmeye dek çoğalır, sonra hızla azalmaya başlar. Cildi ince olan kadınların meme başlarında çatlaklar ve kanama da olabilir. Bu da uygun bakımla geçer.Bakım umduğunuz gibi doyurucu ve yeterli hale gelinceye ve siz artık ağrısız olacağına inanıncaya dek gittikçe azalan bir rahatsızlığınız olacak ve hızla iyi bir süt desteği sağlayacak hale geleceksiniz.
DOĞUMA BAĞLI VAJİNAL GEVŞEME
Vajina, akordeon benzeri kıvrımları olan doğumda açılan, son derece elastik bir organdır. Normalde öyle dardır ki bir tampon koymak bile güç olabilir, ancak doğumda 3-4 kiloluk bir bebeğin geçmesine izin verecek kadar genişleyebilir. Doğumdan sonra birkaç haftalık bir zamanda neredeyse ilk boyutlarına döner. Çoğu kadın, hafif bir gevşemeyi fark etmez bile ve bu cinsel zevki etkilemez. Doğum öncesinde vajinası fazla dar olan kadınlar için bu gevşeme olumlu bile olabilir, çükü ilişki artık daha fazla haz verebilir.
Vajinayla makat arasındaki bölge olan perine de elastiktir, ancak vajina kadar değil. Bazı kadınlarda perine yırtılmadan, bebeğin doğmasına izin verecek kadar esner. Ancak öbürlerinde doğumu yaptıran kişinin epizyotomi yapmaması durumunda yırtılacaktır. Esneme, dikkatle zamanlanmış, kesi öncesinde perinenin aşırı gerilmesine izin verilmemiş bir epziyotomiye kıyasla kaslarda hafif bir gevşeklik bırakabilir.
Doğumhaneye girmeden çok önce doğum kaslarını kullanarak alıştırma yapmak esnekliği arttırabilir ve kasların normale dönmelerini hızlandırır. Perine bölgesindeki kasları güçlendiren Kegel alıştırmaları gebelik boyunca ve doğumdan sonra en az altı ay düzenli olarak yapılmalıdır.
Birçok çift, doğumdan sonra cinsel ilişkinin öncekinden daha tatmin edici olduğunu söyler. Bunun nedeni, kadının kasları üzerinde doğum eğitimi sırasında geliştirdiği kontrol ve farkındalıktır. Başka bir deyişle, doğumdan sonra eskisi gibi değil, daha da iyi olabilirsiniz!
Çok nadir olarak, doğum öncesinde “tam kıvamında” olan bir kadın, vajinanın doğumla gerilmesinden sonra cinsel ilişkiden daha az haz, almaya başlayabilir. Genellikle zamanla vajinal kaslar yeniden sıkılaşır. Gün boyunca -duş alırken, tuvaletteyken, bulaşık yıkarken, bebeği dolaştırırken, araba kullanırken, masanızda otururken- inançla Kegel alıştırmalarını yaparak bu süreci hızlandırabilirsiniz. Eğer altı ay sonra vajina hala çok gevşek duruyorsa, doktora başvurmalısınız.
DOĞUM ÖNCESİ VÜCUT BİÇİMİNE DÖNÜŞ
Çocuk bakımı uğraşının, çeşitli diyet uygulamalarından daha hızlı kilo kaybına neden olduğu (ortalama 5.5 kg.) ancak birçok kadının bunu yeterince hızlı bulmadığı bilinmektedir. Özellikle aynadaki görüntülerine bir göz attıklarında, kadınlar kendilerini hala gebe gibi görebilirler. Ancak neyse ki sadece 1-2 ay gebelik pantolonlarıyla idare edebilirler.
Elbette gebelik öncesi görüntü ve kiloya dönüşü gebelikte alınan kilolarla yakından ilgilidir. 11.5 kg veya daha az kilo alanlar diyet uygulamaksızın eski kilolarına ikinci ayın sonunda ulaşırlar. Öbürlerinde gebelikteki aşırı kilolar sihirli bir biçimde ortadan kalkmaz. Ancak emzirenlerde (veya fazladan en az 500 kalorilik ve kalsiyum destekli beslenenlerde) uygun seçilen bir diyet yavaş ve etkili kilo kaybı sağlar. İlk 6 hafta sonunda, emzirmeyen anneler iyi dengelenmiş zayıflatıcı diyet uygulayabilirler. Emziren anneler de ‘eğer aşırı yağlanma varsa’ sütlerini kesmeyecek şekilde kalori alımını kesebilirler ve böylece kilo kaybedebilirler. Genellikle bebek sütten kesildiğinde fazla kilolar da verilmiş olur.
Eski vücut şekline dönmek aşırı kilo almamış olanlarda bile sorun olmaktadır. Hiç kimse doğum odasından görünmek istediği kadar ince olarak ayrılmaz. Doğum sonrasında karında oluşan çıkıntının nedenlerinden biri rahmin hala geniş oluşudur, rahim eski boyutuna ancak altı hafta sonunda ulaşacaktır ye böylece karın da buna uygun olarak küçülecektir (rahimdeki gelişmeyi hemşire veya hekiminizin size gösterdiği şekilde elinizle yoklayarak takip edebilirsiniz. Artık elinize gelmediğini hissediyorsanız, leğen içinde aşağı inmiş demektir). Rahminizin şişkin durmasının diğer bir nedeni de vücut sıvılarıdır. Doğumdan sonraki ilk bir iki gün içinde 2.5 kg. veya daha fazlası yok olacaktır. Ancak sorun geri kalan karın kasları ve derinin sıkılaşmasıdır. Eğer bir çaba harcamazsanız yaşam boyu sarkık kalabilirler.
CİNSEL İLİŞKİYE BAŞLAMA
Cinsel ilişkiye başlamak için hekiminizin görüşlerini almak sizin için en iyi yoldur. Yapmış olduğunuz doğumun biçimini, yırtık veya epizyotomi olup olmadığını, iyileşme ve düzelmenin derecesini göz önüne alan hekiminizdir. Bazı hekimler doğumdan sonra 6 hafta geçmesi kuralını, hastalarının durumlarına bakmaksızın genel olarak uygulama taraftarıdır. Bunun sizin hekiminiz için de geçerli olabileceğini ve sevişebileceğinizi hissediyorsanız, bu kuralı bozup bozamayacağınızı sorunuz. Bu durum ancak rahim ağzı iyileşmiş ve akıntı kesitmişse mümkün olabilir. Kendi rahatınız için, ilişkinin perine bölgenizde rahatsızlığa yol açmaması için, beklemeniz daha iyi olacaktır.
Eğer öneriniz kabul edilmezse her zaman hekiminizi dinleyin. 6 hafta beklemekle bir şey kaybetmezsiniz (en azından bedensel olarak), oysa beklememek zarar görmenize neden olabilir
SEZARYENLİLERİN İYİLEŞMESİ
Yardıma Gereksinim Duyma. İlk hafta için yardım sağlamak en iyisidir; eşinizden, annenizden ya da bir akrabanızdan yardım isteyin. İlk haftada hiçbir kaldırma işinin (bebek dahil) veya ev işinin yapılmaması uygundur. Bebeği kaldırmanız gerekirse, onu önce beliniz hizasına kadar kaldırın; bu durumda karnınızı değil, kollarınızı kullanın. Eğildiğinizde belinizle değil, dizlerinizi kullanarak eğilin.
Az Miktarda Ağrı Hissetme. Eğer bir yerinizi incittiyseniz, ağrınızı hafifletme gereksinimi duyabilirsiniz. Ancak emziriyorsanız hekiminiz önermedikçe ilaç kullanmayın.
Kademeli İyileşme. Yaranız ilk birkaç hafta acı verebilir ve hassas olabilir Ancak zaman içinde düzelecektir Hafif giysiler giymek sizi rahat ettirecek, yaranızı tahrişlerden koruyacaktır. Arada sırada yara bölgesinde oluşan seğirmeler ve kısa süreli ağrılar normaldir ve ilerde iyileşecektir. Bunu kaşıntılar izleyebilir. Yaranın etrafındaki hissizlik daha uzun sürede olasılıkla da aylar sonra düzelecektir. Yara dokusundaki kitle oluşumu zamanla azalacaktır ve yara önce pembe, sonra mor renge dönüşerek iyileşecektir. Ağrı kalıcı hale gelirse, kesi yerindeki alan koyu kırmızı olursa veya kahverengi, gri, yeşil, sarı akıntılı bir hal alırsa hekiminize haber verin. Bu durumda yara mikrop kapmıştır (az miktarda açık renkli sıvı normal olabilir ancak bunu da hekiminize haber verin).
Cinsel İlişki İçin En Az Dört Hafta Bekleyin. Yaranızın ne kadar iyileştiğine ve rahim ağzının ne zaman normale döndüğüne bağlı olarak, hekiminiz normal cinsel ilişkiye girmenizi 4 ile 6 hafta geciktirmenizi önerebilir (farklı sevişme şekillerine her zaman izin verildiğini unutmayın). Vajinal yolla doğum yapanlara kıyasla sizin cinsel ilişkiye başlamanız muhtemelen daha rahat olacaktır.
Ağrınız Geçer Geçmez Alıştırmalara Başlayabilirsiniz. Perinenizin kas dokusu büyük olasılıkla henüz tam olarak eski haline dönmediğinden, Kegel Alıştırmaları’na başlama ihtiyacınız olmayabilir. Bu nedenle karın kaslarını güçlendirmeye yoğunlaşın. ‘Yavaş ve düzenli’ sözünü özdeyişiniz haline getirin. Programa kademeli olarak başlayın ve her gün devam edin. Eski halinize gelinceye kadar, bunu aylarca sürdürmeyi göze alın.
HEKİMİNİZİ NE ZAMAN ARAMALISINIZ?
İlk altı haftalık loğusalık döneminde bebeğin doğumundan sonra ortaya çıkabilen komplikasyonlar hala görülebilir. Aşağıdakilerden biri ya da daha fazlasının görülmesi hekiminizi hemen aramanız gerektiğini gösteren uyarıcı belirtilerdir.
Bir saat içinde birden fazla, birkaç saat içinde daha da fazla pede ihtiyaç duyuyorsanız biri sizi acil servise götürmelidir. Hekiminize hemen erişemediyseniz 112 Hızır Acil Servisi arayın. Hastane yolunda ya da acil yardım ekibini beklerken yatar durumda olun ve buz dolu bir torbayı (altına birkaç havlu koyarak eriyen buzun akmasını önleyin) karnınızın alt kısmına (doğrudan rahminizin üzerine, eğer rahminizin yerini tam kestiremediyseniz, ağrıyan bölgenize ) koyun.
Loğusalığın 4. gününden sonra açık kırmızı renkli kanamanızın olması önemlidir. Fakat akıntınızın kanla hafif boyanmış olması, ilk 3 hafta içinde görülebilecek ağrısız, kısa süreli olan kanama veya zamanla azalan akıntının varlığı endişelenmeyi gerekli kılmaz.
Kötü kokulu loşia hekiminizi aramanız gerektiğini gösterir. Loşia normalde adet kanaması gibi kokar.
Loşia içinde büyük (limon büyüklüğünde ya da daha büyük ) kan pıhtılarının görülmesi hekiminize danışmanız gereken bir durumdur. İlk günlerde küçük pıhtıların olması doğaldır, ancak büyük kan pıhtıları bir sorun olabileceğini gösterir.
İlk iki hafta içinde loşianın olmaması beklenen bir şey değildir. oDoğumdan birkaç gün sonra karnın alt bölgesinde ağrı veya rahatsızlığın şişme veya şişmesiz görülmesi önemlidir.
İlk 24 saatten sonra görülen, 38 derecenin üzerinde, bir günden fazla süren ateş hekiminizi aramayı gerektiren bir durumdur. Ancak doğumdan hemen sonra (su kaybına bağlı) ani bir ısı artışı (38 dereceye kadar) veya sütünüz gelirken hafif bir ateşin olması önemli değildir. Bu durumlarda endişelenmeniz gerekmez. Batıcı bir göğus ağrısı akciğerlerinizde bir kan pıhtısı olabileceğini gösterir. Hekiminize hemen erişemezseniz mutlaka acil servisi arayın.
Bacağınızda veya baldırınızda ısı artışı, duyarlılık ve bir noktaya toplanmış ağrı ile birlikte şişkinlik, ağrı ve kızarıklık olabilir. Bu ağrı ve duyarlılık özellikle bacağınızı gerdiğinizde ortaya çıkar. Bu durum bacak damarlarınızda bir kan pıhtısının olduğunun göstergesi olabilir. Hekiminize ulaşmaya çalışırken ayağınızı yukarıya kaldırıp dinlenin.
Memenin şişkinliği geçtikten sonra halen bir yumru veya sertleşmiş bir alanın varlığı önemlidir. Bu süt kanalının tıkanmış olduğunu gösteriyor olabilir. Hekiminize ulaşmaya çalışırken evde tedaviye başlayın.
İlk günlerdeki şişkinliği geçtikten sonra memede görülen sıcaklık, duyarlılık, kızarıklık ve ağrı mastit veya meme iltihabının belirtileri olabilir. Hekiminize ulaşmaya çalışırken evde tedaviye başlayın.
Sezaryen dikişinin olduğu yerdeki bir sızıntı, akıntı, ısı artışı, lokalize şişkinlik ve/veya kızarıklık doktora danışmanız gerektiğini gösterir. Doktora ulaşmaya çalışırken bol su içmeyi de ihmal etmeyin.
Doğumun üzerinden birkaç gün geçmesine karşın hala devam eden ve sizin sorunlarla başa çıkmanızı etkileyen depresyon ve bebeğinize karşı duyabileceğiniz öfke ile birlikte olabilen zarar verme dürtüleri hekiminize anlatmanız ve yardım almanız gereken bir durumdur.